Muz Sesleri - EceTemelkuran

 
"Onu ağustosta muz tarlalarına götürecektim. Muz seslerini dinleyecekti. Nasıl sevineceğini, hayret edeceğini düşündükçe..."
Ece Temelkuran, kalplerin yağmalandığı yerden anlatıyor hikâyesini; Ortadoğu’dan. Bizden alıp döküntülerini iade ettikleri hikâyelerimizi geri almak için… Aşklarımızı, acılarımızı, haysiyetimizi… Yağmalandıkça kapattığın kalbini aç şimdi. Çünkü bu senin hikâyen. Sen de Ortadoğulusun!
"İnsan, yarası yarasına denk geleni seviyor demek ki...
"Unutmak ılık, ağrılı bir loşluktu. Hatırlamak ise gölgeli uykuyu kesik kesik yanmaya başlayan çiğ beyaz floresan ışığıyla bölen berbat bir mola yeri."
"Birlikte yaşanan hikayeler, insanları birbirinin evi yapar."
 
""Aslında paramparça. Cam kırığı dolu içi. Bazen kaleydeskop gibi görünmesi ondan. Bak bak, doyama. Ama o renkli resimleri yaratan, birbirine çarpa çarpa, canları yana yana bölünen cam kırıkları. Her kırılmada o da kanar. Kanayan bir kaleydeskop aslına bakarsan. Çünkü ne zaman cam parçaları çarpsa birbirine, canı sıyrılır onun da."
"'Biliyor musun, muzlar büyürken ses çıkarırlar.'
'Nasıl? Ne sesi?'
'Ses işte. Muzlar bir elin birbirine yapışık parmakları gibidir önce. Sonra o parmaklar büyüyüp birbirlerinden ayrılırken ses çıkarırlar. Eğer ağustos ayında bir gece bir muz tarlasına girersen, başka bir gürültü yoksa o sesleri duyarsın...
'Nasıl bir ses?
Çuk çuk çuk...
Dalga geçiyorsun benimle..
'Niye dalga geçeyim habibti? Muz sesleri bir Lübnan gerçeğidir!' "
"Nasıl biliyor musun Filipina? Büyüyünce güneşe bak, anlayacaksın. Işığın izi kalır gözde; kendi kadar, kendi biçiminde. Bir kör leke bırakır neye baksan. Annen benim gözümde bir ışık lekesi gibidir. Gözlerimi kapatınca o leke zonkluyor göz karanlığımda. Açınca, her bir kıpırtısında gözümün, oraya buraya, gördüğüm şeylerin üzerinde hercai, kara-mor bir damga olarak beliriyor. Geçmesin istiyorum. Baktığım her şeyde kara-mor bir yara gibi açılsın istiyorum. Yoksa o da bu savaşta kaybettiğimiz her şey gibi, hiç olmamış gibi olacak. Annen bende bir ışık lekesidir tatlı kıbbem, çıkmaz."
"Ben, benden nefret hakkı olmayanın minnetini istemiyorum."
"Biz azgelişmiş ülke çocukları habibti, anlaşılmayacağımızdan emin olduğumuz için öyle çok 'yani'li konuşuruz."
"Bütün bu hayat için, bu güvenlik ve güvence için neleri kurban ettiğimizi düşünüyorum. İkimizin… Benim kurban ettiklerimi.. Düşünüyorum… Biri olmak için neleri veriyoruz… Bir hikâyemiz yok ve olmaması için elimizden geleni yapıyoruz. yerimizden hiç kıpırdamıyoruz ki her şey olması gerektiği gibi olabilsin..."
“Dilini bilmediği bir yerde ağlamak fenadır. Çünkü seni senin dilinde susturacak kimse yoktur. Böyle ağlayınca da kendisininkinden başka bir dille susturulamaz insan.”
"İnsan çok yalnızken, bir tane daha kendinden doğuruyordu içinde, 'Korkma' desin diye..."
"Bir insan bir insanda başka bir hayatın kapısını görünce aşık olur. Ne mutluluktur öte yandaki, ne de tadıyla meraklandıran bir acı. Aşk diye buna denir: Bir insan bir insanda tekinsiz bir ev görür."