Metin-Kemal Kahraman ve Şerif Karataş'n hazırladığı ''Gole Çhetu-Hızır Mekânı'' belgesel gösterime sunuldu

Dersim’de yapılan Seyrantepe ve Uzunçayır barajlarının suları altına kalan kutsal mekânlar ‘Gole Çhetu- Hızır Mekânı’ adlı belgesele konu oldu. Metin-Kemal Kahraman’ın ve Şerif Karataş’ın hazırladığı ve yaklaşık dokuz ayda tamamlanan belgesel Munzur ve Pülümür Vadileri üzerinde bulunan köylerde yapılan röportajlardan oluşuyor. Belgesel 15 Temmuz Perşembe günü saat 19.00 da Karşı Sanat’ta basının ve izleyicilerin gösterimine sunuldu.
Dersim şehir merkezinde Munzur Irmağı ile Pülümür Çayı’nın birleştiği noktada yer alan Gole Çhetu (Hızır Mekânı) ziyareti, Hopa Şeğanki (Şeğank Göleti) ve Kırkların aşikar olduğu ziyaret, geçtiğimiz yıl Kasım ayında yapımı tamamlanan Uzun Çayır Baraj suları altında kaldı. Türkçede ırmakların çatıştığı gölet anlamına gelen Gole Çhetu, kadim zamanlardan bu yana Hızır’ın Mekânı olarak kabul ediliyor ve Dersim inancında özellikle halk arasında Hawtemale Pil, Kara Çarşamba, Newroz ve Mart Dokuz’u olarakta adlandırılan 21 Mart kutlamalarının merkezi olarak kabul ediliyor.
‘DÜNYAMIZ SULAR ALTINDA’
Belgeselde yapılan röportajlar, Dersim halkının Munzur’a verdiği değeri gözler önüne seriyor. Alevi inancına göre, Hızır tüm peygamberlerin rehberidir ve ölümsüzdür. Mekânı olan Gole Çhetu’da her 21 Mart’ta ibadet yapılır. İnsanlar kurban keser, çalı yakar, beden temizliği yapılır, yaş ağaç kesilmez. Bu yüzden kurulan baraj sadece doğaya değil kültüre de zarar verdi. Kutsal Mekân olarak kabul edilen yerler sular altında kaldı ve bir Dersimli’nin tabirince, “Artık dünyamız sular altında.”
‘BİZİ BURADAN SÜRMEK İSTİYORLAR’
Dersim halkı kutsalına dokunulduğu için isyanda. Zaman zaman yapılan yürüyüş ve mitingler, açılan davalar bize Dersim’in yapılanlara boyun eğmediğini gösteriyor. Baraj gelmesi halkın ordan zorla göç ettirilmesi demek. Belgeselde de belirtildiği gibi, Dersim bunlara yabancı değil. Osmanlı döneminde yapılan, müslim-gayri müslim ayrışması, 1930’lu yıllarda ulus-devlet politikası, 1938 süreci, 1980 darbesi, 1994’te köylerin yakılıp yıkılması ve şimdi de barajlar halka yapılan hezimetin göstergesi.
Zamanında canlarına kastedenler, şimdi de kutsal mekânlarına kastediyorlar. Dersimlilere göre, kültürlerinin sular altında kalması demek, Dersim’in haritadan silinmesi demek. Bu yüzden Dersim’in baraj projelerine değil, barış projelerine ihtiyacı var.
‘NEWROZ LASTİK YAKMAKTAN ÖTE BİR ŞEY’
Belgeselin yönetmenlerinden Şerif Karataş, “Bu belgeseli, yok edilmek istenen bir kültür hakkında insanları bilinçlendirmek ve Munzur’un sesini bu vasıta ile gereken yerlere ulaşması için çektik” dedi. Newroz’un lastik yakmaktan daha çok anlam taşıdığını belirten Metin Kahraman ise, “Belgeseli çekerken çok şey öğrendim, Dersim gençlerinin bu kültürü yaşatmak adına daha duyarlı olmasını ümit ediyorum” dedi.


Gözde Görür / Birgün