FEGİYE TEYRAN /Ölümün gölgesinde bir değer - Bejan Matur

Derler ki, Hazreti Adem, cennetten çıktığında ayak bastığı ilk yer Van'mış. Hıristiyan kaynaklarına göre böyle. Sahiden, Van Gölü'nün kıyısında durunca, insana devamlılık hissi veren şeyin, sürmekte olan bir mitoloji olduğunu anlıyorsunuz.
Akdamar adasındaki keşişlerden Süphan Dağı'na, gölün ışığından efsanelere, Van Gölü'nün mitolojisi devam ediyor.
Kök, galiba en değerli miras. Bir kök üzerinden ilerleyen düşünce, en nihayetinde menziline varıyor. Düşüncesini, geçmişteki değerlerle buluşturanların çabası bu nedenle bana hep anlamlı gelir. Gülşen Orhan onlardan biri. Yolu olmayan Bahçesaray'a yol yaptırmak için gösterdiği inadı, şimdilerde klasik Kürt edebiyatının en büyük ustalarından olan Feqiye Teyran'ı dünyaya tanıtmak için gösteriyor.
Fakat buralarda yaşıyorsanız, toprağın derinlerinde duran, üzeri açılmamış değerlere sahip çıkmak, hayatı hatırlatan bir çaba içinde olmak, büyük bir risk. Buraya ait değerlerin gün yüzüne çıkmasına, yaşanan şiddet müsaade etmiyor çünkü.
Birileri ölürken, kültürden söz etmek hiç kolay değil. Yaptığınız etkinliğe Avrupa Birliği'nin tamamını da toplasanız içiniz yaşanan acıya kilitlenir. Van'a 'Feqiye Teyran Festivali' için gelen büyükelçilerin ve diğer katılımcıların moralini yerle yeksan eden haber benzer bir etki yarattı.

Silahlar konuşmaya başladığında muhatabın artık siyaset olmadığını düşünmek yeterince ümit kırıcı. Bundan böyle birbirini besleyen şiddet konuşacak. Havalanan helikopterler, sınıra yığılan askerler, roketatarlar arasında, hayat usulca sahneden çekiliyor. İstenen de buydu zaten!
Feqiye Teyran Festivali ne yazık ki, ölüm acısının gölgesinde yapıldı. Daha Van'dayken gelen şehit haberleri ile yıkılan Gülşen Orhan'a moral vermek için 'zamana senin yaptıkların kalır' diyebildim ancak.
Avrupa Birliği elçileri ile Bahçesaray'daki kadınlar arasında oynanacak satranç fotoğrafının hayalini kuran Devlet Bakanı Egemen Bağış'ın hayalinin yarıda kalması ayrıca üzücüydü. Festivale verdiği büyük desteğin böylesi acı bir haberle kesintiye uğraması herkes için moral bozucuydu.
İptal olan konserlere rağmen, büyük bir grup Bahçesaray yoluna koyulduk.
Asıl adı Müküs olan Bahçesaray'ın girişinde bizi şu pankart karşıladı; 'Yolun sonuna kadar gitmeyi başaran, kimseye ihtiyaç duymaz'. Yolun sonuna gelmeyi başarmıştık!
Bahçesaray, 3.000 metreye yaklaşan rakımıyla Krapet geçidinden bakınca çok derinlerde gözle seçilmeyen küçük bir köy gibi. Uçurumlardan geçilerek varılan dağların arasındaki bir cennet.
Karlar altında kaldığı yıllar boyunca, medeniyetin nimetlerinden olduğu kadar, kötülüklerinden de uzak kalmış! Giderek, ücrada kalmanın kültürü koruyan şey olduğuna ikna olacağım!
Dünyanın sonuna geldiğimizi hissettiren, girişte gördüğümüz pankart değildi sadece; dağların yüreğinden akan Müküs çayının berrak suyu, geçtiği her yeri tazeliyor sanki. Başınızı kaldırdığınızda dağların yüksekliği kalbinizi büyütüyor.


Dün sabah uyandığımda bir dağın en derininde uyumanın ne demek olduğunu gördüm. Feqiye Teyran'ın şiirini var eden doğanın, korunmuş olduğuna şükrederek.


Bahçesaray'ın efsanevi Belediye Başkanı Naci Orhan, festival açılışında konuşmak üzere sahneye çıktığında 'Ben ne söyleyeyim kızım burada, o çıksın konuşsun.' dedi.


Elbette Gülşen Orhan konuşacaktı. Kendi kültür mirasına bu kadar bağlı bir genç kadın olarak, söyleyeceği çok şey vardı. Gülşen Orhan'ı vekilliği dışında, TRT Şeş'in açılışında söylediği 'Dotmam' şarkısıyla hatırlarsınız. Ama onun insanın içine işleyen samimiyetini görmek için, Bahçesaray'da misafiri olmalısınız.


Festival bünyesinde sadece Türkiye'den değil, İran, Irak, Suriye ve Avrupa'dan pek çok Kürt entelektüel bir araya geldi. Helün Fırat'ın çabaları da eklenince, ortaya kadınların elinden çıkan muhteşem bir kültür organizasyonu çıktı. Kürtler tarafından hesapsız bir sevgiyle sevilen Dengir Mir Mehmet Fırat'ın varlığıyla da anlam kazanan etkinlik önümüzdeki yıllarda devam edecek.


Gülşen Orhan, Feqiye Teyran hazinesinin keşfedilmesine vesile oldu. Bundan sonrası o hazinenin doğru tanıtılmasını sağlamakta. Tabii uyuyan hazinenin yeniden yeşermesine müsaade edilirse..!