Yılmaz Odabaşı;Biz Allahın üvey çocukları,biz yazgısında gül bitmeyenler

 
"Ve kalır kahverengi saatler, hiç bilinmeyenler.
Bir çağı getirdiğimiz, süresiz kanattığımız.
Kalır elbette bunlar, daha fazla değil;
bu soğuk dünyamızda yanıtsız kaldığımız..."
Edip Cansever
 
Biz faillerini kalplerinde taşıyanlar.
Biz düşünden başka vatanı olmayanlar.
Biz Allahın üvey çocukları, arkasızlar.
Biz hayata tenha bir ırmak gibi katılanlar.
Biz her yerinden sökülüp her şeye katlananlar...
Biz sökük düğmeliler, şezlongsuzlar, şarapsızlar.
Biz kozalarından kovulmuş ipek böcekleri.
Biz meçhul ve kara kişiler,yolcular, mazlumlar, çardaksızlar;biz güneşte çekmiş serin kır kahveleri...
Biz ışıkla sözün tılsımında ve sabrın yankısında saklananlar.
Biz sesinden başka sokağı,düşünden başka vatanı olmayanlar...
Biz yağmurlarda şemsiyesiz yıkananlar,yakılanlar, yakınanlar...
Biz lanetli kişiler, ötekiler;biz türkü söyleyenler...
Biz sürgünler, kefensizler;biz aylak günlerin upuzun şarkıları.

Biz biat etmeyenler!

Bütün namlular bize göredir.
Bize göredir çarmıhlar, mezarlıklar;bize göredir yalnızlıklar...
Biz şehre duyurulan bir kara haber.
Biz ölmüşler, gömülmemişler.
Biz yazgısında gül bitmeyenler...
O seslerin içinde biz de sestik bir zaman.
Yankısı boğuldu, suflesi yalan.
Biz de o düşlerin içine düştük bir zaman...

Yanıtını çaldırmış sorularız biz!