Cemal Süreya;Yüreğin Yaban Argosu



bir çocuktun sen
bir çocuktun sen, bir bardak duruyordu eşikte

dolu bir bardak duruyordu eşikte
o zamanlar sen daha neydin ki, annen alucra'nın gizli su kürelerinden geçirdi seni; at arabalarıyla ve büyük bir kalabalıkla gidilen başdöndürücü mavi su kürelerinden. neden sonra aldın o bardağı; o yüz yıl beklemiş sütü; çırpınarak bir tülbentten süzülmeye uğraşan o koyu, o beyaz, o rahatsız sübyeyi içtin elinden; onun süreğen elinden. annen miydi? kesik saçı ve açık ensesi miydi teyzenin? içtin elinden. kar mı yağacaktı artık?

birdenbire açıldı yüzün
birdenbire keskin karanfil kokusu kanırtılmış merakın
birdenbire doruklarda dev bir atın nal izleri
birdenbire tırkazından kurtulmuş kan sıcaklığı
birdenbire farkına varılması bu gece de dün geceki gibi sallanan bir fenerin
birdenbire donması yasaların donan bir ışık gibi
birdenbire esnek bir saniyede toplanmış bütün bir çağın ağırlığı
birdenbire tümden gelmeye başlayan bir gramofon çiçeği günlerce tümevarıp varıp da
birdenbire karnından boşalmaya başlayan su, iskeleye yanaşmak üzere olan vapurun
birdenbire gözden siliniveren iki ceylanıbahri
birdenbire iki kafes kıç güvertede
birdenbire iki kuş biri senin kız kardeşinin sandığındaki kokunun renginde
biri bir ilkokul öğretmeninin bir köşeye atılmış geceliğinden
birbirine yapışık iki kuş çılgın bir sevinçle
birdenbire bir çığlık
yakından, en yakından:
gör bizi dünya, görsene bizi!

bir çocuktun sen parıltılar yaratacaktın düzensizliğinden
bunun için belki de
masmavi bir örtü gibi bırakarak gölgeni
geçtin resim çeken söğütlerin içinden

bir yalvaç ılıklığı içindeki ıhlamurları
geçirdin bakışlarının eziklerinden

ve aktı durdu
o ilk
o baş döndürücü
o cahil su

şiirdi bir çeşit:
yüreğin yaban argosu

bir çeşit dostluktu
duyardı
çakılın içinde
damla damla gelişen
bir udu