Hayat Örtsün Üstümü - Fadıl Öztürk



şimdi yağmur yağsın!
örtsün gözyaşlarım, yada, gök gürlesin, şimşek çaksın. öfkemi doğal bir hal olarak göstersin. başka ne işe yarar ki tanrı?ama balıklar suda ürkmesin, kuşlar dallarda, bebekler memede. öğrenilerek yapılan bir şey değil, büyüyerek yaşanılan bir şey olsun istediğim.

kalbimi bir kartal söküp aldı desem, kartalı suçlamış olurum, değil. bir şarkıyla başladım ve şarkı bitince söndü yüzüm de demiyorum. kırmızıyı dövüp şekil verirken örste, inan yok saymadım çelik mavisini. yanıyor içimde bi dünya. su dökmeyin giden birinin bile ardından. suyu sokakta bırakmayın demek istiyorum, kendinizi sokakta bulmuşken bu kış başlangıcında, yağmurları bekleyin derim.

o yok aslında, uzak bir kette, çok yakınınızda, doğmamış bir çocuk, toprağa yapışmış bir tohum bile değil belki de. belki varla yok arsında asla inanamıyacakları bir rüya. bir ülkeyi kurtarmaya gidenler gibi çok tanıdık. bir ülkeye yetişmeyenlerin topraktaki hali belki. belki markettten bir jilet alımı, ona sabah gibi görünmek isteği…
şimdi dünya ekseninde çıkmaz, bunları yazdım diye; sular kesilmez bir evde, bir ulus kendini yazmak istediğinde uluslar hanesine. yine kitaplı dinler bir savaşı indiriler gök yüzünden yeryüzüne. devam eder hayat ve ölür bir çok insan için, hiç olmadık yerde ve hiç olmadık biçimde…
oysa cezaevinde, görüş günlerine hazırlanır gibi, sıfır traş ve cemcetit gömleklerle çıkar gibi, artık çıkamıyoruz sevdiklerimizin karşısına. neyi ciddiye aldıksa, ilk önce ordan bozuldu suretimiz, kağıdın mürekkebi suya salması gibi, bir mektupta…
şimdi sen kendine bak. kendine baktığın kadar bana bakmış olacağını hiç unutma. simdi sen, seni yeryüzünde mutlu edeceğin kadar karşı çık. çıkmayı bildiğin dağlardan inmeyi öğrenir gibi, çölde serap görmek kadar acı, in eteklerine dünyanın, cadde ve sokaklarına in. in, en son yer kendi kalbindir, başbaşa kaldığın. onun uykularına rüya gibi in, ertesi sabah yarımyamalan hatırlanan..
kimsenin hayatına çivi gibi çakılmamaktır derdim. istendiği an unutulan belki. varlığı şüphe, yokluğu eksiklik sayılmayan say beni…
birine mülk olmaktansa, ya da birini kendine mülk etmektense, onun hayatında hayal ve meyal arasında var olmak, o istemedikçe olmamak, ama istese de kolay olamaycak halde kalmak. iyinin tarifine sığmayan, kötülüğün sınırlarından bile geçmeden. tarifi yapılsa da, o an eskiyerek yeni tariflelere ihtiyaç duyulan, o devrim hali belki… şimdi ölüm değil, hayat örtsün üstümü…