Fadıl Öztürk - Yeni Yıl

bütün arkadaşlarımın,
dostlarımın, aile bireylerimin,
her ulustan ve dinden insanların,
uçan , yürüyen, sürünen hayvanların,
akan suların, derin göllerin,
omzunda insan taşıyan dağların ve bereketli ovaların,
yeni doğan günün,
sabah serinliğinin, öğlenin, kuşluk vaktinin
ve ardından yeni günün getirecek gecelerin,
ağlayarak doğan çocukların,
kendi ateşlerini kendileri yakan geçlerin,
kitap gibi her sayfası okuna okuna sararmış yaşlılarımızın,
şarkılarımızı çocukları gibi taşıyan kadınlarımızın,
gülün, dikenin ve Dülsinya’nin,
açların, yoksul olup yoksulluklarından utananların,
Afrika’nın, Latin Amerika ve bütün kıtaların
Dağlarda yaşayanların,
mezarları olan ve olmayan gerillaların,
Kayıpların ve o kayıplardan kalan acıları taşıyan annelerin,
Yolu kesilmiş ve hala yolu kesilmemiş ırmakların,
Munzur’un, Dicle’nin, Misisipi’nin, Cin’de Sari ırmağın,
Yurdunda yaşlananların,
mültecilerin, siyasal sığınmacıların,
Bedeni nerede olursa olsun, ruhu vatanında olanların,
Yüksünmeden yatan mahkumların,
onları görmeye gelip,
kuyruğa girerek bekleyen mahkum yakınlarının,
şarki söyleyenlerin,
resim yapanların, fotoğraf çekenlerin,
yazarların, taşı heykel yapanların,
sinemaların karanlık salonlarında
yüreğimi dişleyerek izlediğim filmleri çeken yönetmenlerin,
set isçilerinin, oyucuların, dublörlerin,
çiçek satsalar bile hep çingene kalmaktan kurtulmayanların,
boğazın iki yakasından birinde,
sevgilisi olanların ve olmayanların,
evsizlerin, camlardan bakanların,
su bardağını düşürüp kıranların,
kalbi kırık olanların…
‘çoğunluk’ yüzünden adı azınlığa çıkmış,
azan, azmaya yakın duran ülkemizdeki bütün azınlıkların
yani zalimlerin,
diktatörlerin
ve hainlerin dışında
herkesin yeni yılını
bütün dillerden kutlarım.