Başaklarda / Cahit Zarifoğlu


gece yanımızda bağrımızda
bir tomurcuk ıslığı hayat şakrak.söyle
bu geç vakit kim tırmalayan kapısını
gece yanımızda bağrımızda

kolumda bir ışık gibisin
yürüyoruz şehre atlılar gibi

çiçek açan şehre bakıyoruz
aşk ki bizim berrak gökdelenimizdir
sargıları açıldı bileklerim zinde
gözlerim tek tek geçiyor iklimleri
şanlar içinde

yabancılar yağıyor sabahları
netlikle bulduğum sen misin
alnımı dayadığım bu dağ sen misin
içimde akar
o yeraltı suları sen misin

bu araçlar biraz
yana kaymalı

gerçek esvaplar sahi delikanlılar
mimikler dalışlar birden kavrayışlar
dokunulmaz ısılarıyla gövden deniz ve martılar

bir için
akıyor iki yanında söğütdallarının kavisleriyle
sevinçlerin
bir silindir geçiyor üstümüzden
esneklikle yumşa dayan ağırlıklara

bakalit unufak oldu
öfke kırıldı
serçe öldü

yalvarıyorum biraz daha
o zift ve zülüf çağında

gerildi ev
yorgunluklar ve neş'e

duvarlar mukavves
çatı bir eğri kaburga kemiği daha yükleniyor
işte iki mavi bilye

elimde aşkın ülkesine yol kağıdım
bin asırlık başım
kuzgun saçlarım

ben için
aynı yalvarışlarla uzanıyor musun hala
senin he'n benim hey'im.