Babalar Ölmesin / Can Dündar



2002 yıllarıydı. O dönemde Doğumevi Hastahanesi'nde başhekimlik görevini yürütüyordum. Malumunuz kadın hastalıkları ve doğum uzmanıyım. Bir sabah odama gelip yerel gazetelere göz gezdirirken, bir manşet dikkati çekiyordu. "Çocuğuna önlük alamayan baba, bunu gururuna yediremeyip intihar etmişti'',


Cemal Can adında işsiz bir vatandaş, çocuğuna önlük alamadığı için kendini evinin demir parmaklıklarına asarak, hayatı pahasına çaresizliğine dikkat çekmişti. Hepimizi derinden üzen bu olaya duyarsız kalmamış, Doğumevi Hastahanesi'nde başlattığım kampanya ile 1500 çocuğumuza okul malzemesi ve giyecek hediye ederek, toplumsal görevimizi yerine getirmeye vicdanlarımızı bir nebze rahatlatmaya çalışmıştık. O kampanyaya ''Babalar ölmesin'' adını vermiştik. Ama babalar malesef çocuklarının karnını doyuramadığı için ölmeye devam ediyorlar.


2002'deki olayın bir benzeri, daha 10 gün önce, Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde meydana geldi. İftar saati evine geldiğinde evde yiyecek bir şey olmadığını gören baba, bu ızdırabı kaldıramayarak intihar ederek hayatına son verdi. Düşünebiliyormusunuz, mübarek ramazanda, evlerimizde mükellef iftar sofralarının kurulduğu şu günlerde, sofrasında kuru ekmeği bile olmayan ve dört çocuklu bir bir babanın ruh halini? Belli ki seyyar satıcılık yapan bu kardeşimiz, o gün evine getirebileceği ekmeği bile kazanamamış..


Aç yavrularını doyuramayan bir babanın neler yapabileceğini tahmin edebilirsiniz. Sırf çocuklarını doyurabilmek için çalabilir, hapse girebilirdi, gasp yapabilirdi, hatta cinayet bile işleyebilirdi. Ama hiçbirini yapmamış, utancına eşine karşı olan mahcubiyetinide ekleyerek sessizce canına kıymıştı. Belli ki şerefiyle yaşayan ve onuruyla ölen dürüst bir insanmış.


Hepimizi birkez daha şu mübarek günlerde düşünmeye, etrafımızda olup bitenleri algılamaya davet ediyorum. Utancından cebinde bir ekmek parası dahi olmayan o kadar çok insan varki... Kendimizi bu onurlu babaların yerine koyalım ve tanrıya şükredelim bize bunları yaşatmadığı için. Bunun bedelini ödemeyide ihmal etmeyelim.


Ben bu konuda yaraya merhem sürecek yardımlardan çok, sorunu kökten iyileştirecek politikalara inananlardanım. Ama böyledir diye Türkiye'nin sosyal devlet olmasını bekleyecek değiliz.. Can Dündar'ın dediği gibi , ''Bu bir deniz yıldızı hikayesi''.


Kış geliyor. Okullar açılacak. ayakkabısı delik çocuklara pabuç lazım, önlük lazım duyuyor musunuz?