Yılan,Kadın ve Cennet - Remzi Aydın

Tarık; doğruyu ve yanlışı ayırt edendir. Yılan; noktanın temsilcisi, tanrının mührüdür. Rüyalarımızda dostun temsilcisidir...
Xârdê ve Korê yaylanın hemen yanındaki yüksek kayanın üzerinde otururken, Bir Yılan başını kaldırmış onlara bakıyordu. Korê, birden bire ürkünce Xârdê onu kucağına aldı. Elleri ile Korê’nin gözlerini kapadı ve sessizce;
-Korkma bebeğim. O bir can ve insanlar kadar zararlı değil inan bana. Sonra ondan korkman için bir neden yok ki. Senin ondan korkmanı anımsatacak zihninde ne olabilir, hangi anı sana böyle bir oyun oynayabilir, söylesene?
Korê;
-Xârdê büyük Mâ, ben yılandan korkmadım ki. Birden gördüm ya işte onun için.
-Aferin benim Korême. Hiçbir kadın yılandan korkmamalı. Sana bir hikâye anlatacağım Korêm, iyi dinle beni.
-Hı hı…
-Bir zamanlar çok çok eskiden tanrılar kadındı. Tanrıların en yücesi Mâ idi. İşte bana dediğin Mâ var ya işte onun adıdır. Hani bana Xarde diyorsun ya işte o da Toprak Tanrıçanın adıdır. Güzel meleğim ben sana Kore diyorum ya, oda benim bakir tanrıçamdır, bebeğimdir.
Korê birden gözlerini açarak, haykırdı;
-Sen diyorsun, Allah kadın mıydı?
Sonra kafasını yılanın olduğu yere çevirdi, yılan başını taşını üzerine koymuş adeta Xarde’yi dinliyordu. Yemyeşil vücuduna rağmen vücudunun altı bembeyazdı, pullarının birleşim yeri süt rengindeydi. Sessizce onlara bakıyordu. Korê, bu misafire alışmış olacak ki, ürkmeden baktı yılana sonra da başını Xarde’ye çevirerek hani cevabım der gibi baktı. Xarde gülümseyerek;
-Allah demedim ben.
Kore siyah gözlerini kocaman kocaman açarak;
-Sen ile ben Tanrı mıyız? Ama olabilir değil mi Xarde? Sen Tanrıysan bende Tanrı olabilirim, değil mi?
-Evet melek yüzlüm, biz kadınlar Tanrıyız… Çünkü yaratırız, doğururuz.

Allah cinsiyetsizdir çünkü onun vücudu yoktur. Cinsiyet vücudu olanlara ait bir özelliktir. İnsanlarda vücudunu terk edebilirse; kadınlığını ve erkekliğini terk edebilir. Allah doğmadan önce Tanrılar vardı. İnsanlar henüz Allah’ı yaratmamıştı o zamanlar.
Kore şaşkınlığını perçinleyerek siyah gözlerini kocaman kocaman açarak;
-Allah’ı insanlar mı doğurdu, Xarde? Hani onun vücudu yoktu, hani o ne erkek ne de kadındı? Peki, nasıl doğdu? Babası kim, annesi kim?
Xarde, insanların yokluğunda böylesine rahatça gülümserdi. Nadir yaşanan anlardan biriydi, gülümserken kendi kendine;
-“Ah! Xarde ah! Ne zaman akıllanacaksın, ne zaman şu küçük yüreğinin içine kocaman taşlar sıkıştırmaktan vaz geçeceksin? Bak yine çatlayacak ortadan, ya da koyduğum taşlar o kaba girmeyecek.” Bir süre düşündükten sonra kendini toparladı ve Kore’ye daha da sıkıca sarılarak;
-Susta biraz dinle! Yavaş yavaş anlatacağım. Sözümü kesince bende karıştırıyorum. Tanrılar diyordum, onların en büyüğü kadındı. Gel zaman git zaman erkekler yavaş yavaş kadın tanrıyı gözden düşürerek yerine erkek tanrıları büyüttüler. İşte o zamanlar şu yılanlar var ya onlar da kutsaldı. Kimse onlara düşman gözü ile bakmıyor, onlardan korkmuyordu. Kadınlar ve yılanlar aynı kaderi paylaştı, ikisi de gözden düşürüldü. Erkekler heykeller yaptılar, resimler çizdiler, hikâyeler anlattılar kadınlarla yılanları aynılaştırarak.
-Ne istediler yılanlardan Xarde? Neden düşmanlık yaptılar onlara? Hem kadınlar erkeklere ne yaptı ki?
-Sus dinle bakalım şeker dillim! Tabi yılan kötü demekle, yılan kötü olmaz. Bir masal bulmak lazım. Erkeklerde öyle yaptı, bir yalan uyduruverdiler. Hani daha önce anlatmışsım hatırladın mı? Âdem ve Havva’dan bahsetmiştim, ilk insanlarmış. İşte onlar o zaman cennette yaşıyorlarmış. Derken Allah Şeytana demiş ki, insanların önünde eğil, onlara hizmet et”. Şeytan da demiş ki; “Ben sadece sana eğilirim. Şayet insanlara secde edersem, ilk sevgime ihanet etmiş olurum, ikiyüzlülük yapmış olurum. O nedenle insana secde etmem. Allah’ta onu kovmuş. O da insanları baştan çıkarmak için yola çıkarken Allah’a, “sen, önünde secde etmemi istediğin insanın içyüzünü gör, onlar önünde eğilecek yaratıklar değildir, onların mayaları çamurdandır bunu ispat edeceğim” demiş. Ve başlamış insanları yoldan çıkarmaya. İşte o zamanlar, yılan kılığına girerek cennete girmiş. Ve Havva’ya yasak bir elma vermiş, Havva’da elmayı yemiş. Sonra karnı şişmiş ve Allah’ta yasağa karşı gelen Havva’yı ve Âdem’i cennetten kovmuş.
Kore, şaşkınlıkla;
-Xarde, şeytan cennete nasıl girmiş. Allah onu görmemiş mi? Nasıl izin vermiş cennete girmesine? Sen dememiş miydin, o her şeyi bilir ve görür? Şeytan Allahtan daha mı akıllıydı?
Xarde, şaşkınlığını gizleyemeden Kore’yi bağrına basarken,
-Benim akıllı Korêm, güzel meleğim. Nasılda çabuk öğreniyorsun. Evet haklısın Şeytanın oraya girmesi mümkün değil. Eğer girebildiyse o zaman cennetin var olması mümkün değil. Şayet Şeytan girdiyse tüm canlıların girmesi gerekir. İşte önemli olanda burası meleğim. Aslında ne yılan, ne şeytan, ne de Havva anlatıldığı gibi değildir. Elmayı yani yasak meyveyi yiyince karnının şişmesi de öyle değildir. Büyüyünce bunları daha iyi anlayacaksın. Sen meyvesin ve kadınlara aşk; yasak elma olarak gösterildi.
-Havva bana şiştiği için mi cennetten kovuldu, Xarde?
-Hayır, öyle değil meleğim. Dur daha açık anlatayım belki anlarsın. Yılan erkeği, sevgiliyi temsil eder. Yasak meyve ise sevdayı, erkeğe duyulan arzuyu. Herkes o meyveyi yemek ister ama başkasının yemesini istemez. Hasetlenir, kıskanır, meyveyi yiyenden nefret eder. İşte onun içindir ki çirkin insanlar meyveyi yasaklarlar. Onların ruhu ve bedenleri çirkindir. Ama unutma ilk fırsatta o meyveyi yemek için cennetten vaz geçerler. Çünkü onların cenneti yalancıdır. Şimdi anladın mı kadın ve yılan neden cennetten kovuldu? Yılan ve kadın nasılda eşleştirildi ve birlikte hak etmedikleri noktaya geriledi?
-Cık… Anlamadım Xarde!
-Oy gurban olmuşum sana! Zamanı gelince anlayacaksın. Kadınların saçları neden yılana dönüştürüldü, tüm dinler neden yılana ve kadına düşman oldu? Anlayacaksın. Ama bunu anlayabilmen için önce, kadını anlamalısın.
Neyse ki bizim topraklarımızda hâlâ kadına ve yılana değer verilir, hak ettikleri değeri yaşarlar. Hızır’ın sopası (Çue Xızır) yılandır. Evin sahibidir (Wayire çe). Xızırın sopası; kuru ve yaşı karıştırmayandır. Yılan bizim halkımızda tarıktır. Tarık; doğruyu ve yanlışı ayırt edendir. Yılan; noktanın temsilcisi, tanrının mührüdür. Rüyalarımızda dostun temsilcisidir. Kadın, meclisimizin vazgeçilmesi, erkeğin diğer yarısıdır. Cemlerimizde yanımızda, omuz omuza durduğumuz candır.
İnsanların korkuları gerçek değildir. Tıpkı sevgilerimiz, sevdalarımız gibi. Bizim duygularımız geçmiş bilgilerimizin oluşturduğu şekiller arası ilişkidir. Şeklin şekle bağımlılığıdır. Anlamadın değil mi bebeğim, daha açık anlatayım; erkeğin pipisi ile yılan şekli aynıdır. Kadının erkekten aldığı haz ile elmanın verdiği haz aynıdır. Elmanın karnımızı şişirmesi ile rahme düşen bebek aynıdır. Cennetten kovulmak ile toplumdan dışlanmak aynıdır. Çünkü toplum; insanın aynı zamanda cenneti ve cehennemidir. Bu masalla erkekler kadına şunu anlattı; erkeğin pipisi kadına haramdır. Çünkü yasak elmanın yani hazzın, çocuğun ve aşkın yaratıcısıdır. Bunlardan yasaklanan kadın, toplumdan dışlanmalı yani cennetten kovulmalı. Hapsedilmeli, hem elbiseler hem de duvarlar ardına. Cehenneme gönderilmeli, duyguları ve bedeni ile. Neyse büyüyünce daha iyi anlayacaksın meleğim.
Kore, şaşkın şaşkın Xarde’ye baktı bir süre. Sonra başını çevirip yılana baktığında o sessizce gitmişti. Belki hikâyenin bitimiyle beraber o da yok olmuştu. Kore, söylenenleri anlayamasa da yılanlara ve kadınlara birlikte bir haksızlık yaptığını anlamış ve yılan için üzülmüştü. Xarde, hüzünlü kızın yüzüne bakarak ona yüklediği ağır sorumluluğun üzüntüsü ile;
-Bak Kore, düşüncelerini şekilden bağımsız oluşturabilirsen; işte o zaman Xarde (Toprak Tanrıça) olacaksın. Bir kayayı düşünürken, sakın onu sana anlatılan şekliyle düşünme. Çünkü onun ana maddesi bu değildir. O ateşten, gazdan, sıvıdan ve sevgiden oluşmuştur. Kaya zannettiğimiz gibi cansız değildir, o nefes alır, hareket eder ve değişime uğrar. Hareket eden, değişime uğrayan her şey ama her şey canlıdır. Taş ve kayalar bile canlıysa, bil ki su, ateş ve toprak canlıdır. Sakın şekle yüklenmiş geleneklerin kölesi olma. Şekle göre ilişki oluşturursan acı duyarsın, oysa sevgide acı yoktur. Sevgi insanın şekilsiz ilişkilerinden doğar. Tıpkı kendimizle yaşadığımız mükemmel uyum sonucunda ki mutlulukta olduğu gibi. Bu uyum toplum ve biz arasındaki çatışmayı yok eder. Çatışmanın olmadığı yerde sevgi vardır. Erkeğin, kadına yaptığı baskı ve haksızlık bittiğinde, Dünyada ki çatışma da bitecektir....
(Bu yazıt, bir romandan alınmış olup, Xarde yaşlı bir kadın, Kore ise küçük bir kız çocuğudur)