Güler Zere'ye Vedalaşma ve Huzur Hakkı




Ölmeye yakınken insan, azalıyor ihtiyaçlar da kalp atışları gibi
Vedalaşmalar ve bir parça huzur, yol üstü lokantalarında çorbayla geçiştirilmiş öğünler
Huzur, kışın sığınılmış, camları buğulanmış bir yol üstü lokantası kadar sıcak Büyük büyük kesilmiş, hafiften bayatlamaya yüz tutmuş doyurucu ekmekler, huzur 
Sahi senin ağzın nasıl oldu Güler, çok acıyor mu?

Dün gece uyudun mu mesela, evvelki gece, daha evvelki?

Ben kanseri bilirim babam da olmuştu, Faruk da

Kanseri bilirim, burnundan beslenen hastaları, kemoterapi sancılarını

Bilirim her sabah vurulması zaruri ithal iğneleri

Pahalı, az bulunan, çok umutla paketlenmiş ithal iğneler

Ecnebi diyor babam, ecnebi malları, ecnebi artistler, ecnebi filmleri

Burt Lançester, Körk Daglıs, Ceyn Fonda, Con Vayne, Sitiv Mak Kuin

Huzur işte, Aksaray Kristal’de, Yıldız’da bir film süresi babasıyla oturabilmesi çocuğun

İnsan ölmeye yakınken, kısalıyor uykular da cümleler gibi

Cümleler, otel odası yalnızlığı, sinemadan çıkar çıkmaz bastıran yağmur

Şehrin yağmur sonrası kararsızlığı

Sana uygun bir vedalaşma ve huzur hakkı arıyorum epeydir

Vakit alır bir vedalaşmaya başlasan benden söylemesi

Kimden başlasan eksik kalacak, eksik kalacak bir çizgi film kahramanı

Ödevlerine yardım ettiğin komşu çocuğu, suskun koğuş arkadaşı

Ne yaparsak eksik kalacak, dünden belli

SSK’mız eksik, masalımız, evraklarımız, taburcu belgemiz, infazımız

Eksik bir mezar taşı yazısı kadar garip, anlaşılmaz hayatımız

Bunu veda sayalım dilersen en havalısından, veda sayalım bunu

Sessiz, buruk, içten, sivil, mavi, ekmek kokulu, iyi demlenmiş

Yol üstü lokantalarında çorbayla geçiştirilmiş öğünlerin ardından

İkram edilen çay bardaklarının tabaklarında Prenses Farah’ın gülümsemesi

Sen önceden gidecek olursan bir yerlere tasalanma Güler, biz de geleceğiz

Kimbilir biraz huzur ve veda koyar bayramlık mendilin içine, öyle geliriz ..

Tarık Tufan /27.10.2009


Ne acıdırki Güler Zere 7 Mayıs günü, aramızdan ayrılmıştır ..
Güler Zere, tecrit politikasının hüküm sürdüğü hapishanelerde önce hasta edilmiş, ardında hastalığının teşhisi ve tedavisi geciktirilmiş, ancak ölümün kıyısına geldiği noktada serbest bırakılmıştır. Serbest bırakılması süreci dahi burjuva politikasının bir manevrası haline getirilmek istenmiştir.. Siliye

Huzur diyorum, ağzı nemlenmiş tuzluktan bir parça tuz dökebilme sevinci