Sayfalar

Rabindranath Tagore etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rabindranath Tagore etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Rabindranath Tagore

çağlar boyunca bu acımasız dünyaya habercilerini gönderdin, tanrım, 
aynı sözleri bıraktı hepsi: "herkesi bağışla. herkesi sev. 
yüreğini düşmanlığın kan kırmızı lekesinden temizle."
tapınılacak kimseler onlar; ama bugün, bu korkunç gün, kapımı açmadım onlara, selam bile vermedim.gizli kötülüğün, ikiyüzlü güç kılığında, çaresizleri ezdiğini görmemiş miydim? güçlülerin çığlıkları, adaletin susturulmuş sesini ağlamaya dönüştürmemiş miydi; duymamış mıydım hıçkırıkları? gözüpek gençlerin canlarını acılar içinde sert kayalara vurarak parçaladıklarını, bütün bunları görmemiş miydim?sesim kısıldı bugün, şarkılarım dilsiz, karanlık bir düşe kapatılmış dünyam, soruyorum sana, tanrım, gözyaşları içinde: "havana ağu katanları, ışığını söndürenleri, onları bağışladın mı, hiç sevdin mi onları?"

Ne Çıkar Ateş Böceği Sansalar Bizi - Rabindranath Tagore

Ne güzel bir laf Tanrım.! Düşünüyorum da, sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek. Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi, naif yönlerimizin keşfedilmesi, cesaretsizligimizin anlaşılması, korkularımızın paylaşılması sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.
Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız. Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında. Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.
İstiridyeler, deniz minareleri, midyeler. Kirpiler ve kaplumbağalar gibi. Sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk? Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi? Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.? Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi? duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?
Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak. Ne çıkar ateşböceği sansalar beni.? Belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin o uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna el kaldırmaya kıyamaz? Güçlü kapıların arkasına kilitlemesem kendimi, korkaklığımi, sevgi isteğimi en insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup bir kuş gibi uçacağım özgürce. Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım karşımdakine. O da çözülecek belki.
Samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince. Oysa bir görebilsek bunu. Kalmadı böyle insanlar demesek. Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak. Kırılmaktan korkmasak. İncinsek, yaralansak. Ne olur bir darbe daha alsak. Yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu. Denesek. Risk alsak. Yanılsak. Fark etmez. Tekrar, tekrar bıkmadan denesek. Ve kucaklaşsak yeniden. Tıpkı eskisi gibi. Ne olduğunu anlayamadığımız o onbeş yıldan öncesi gibi. O zaman fark edeceğiz. Ne kadar özlediğimizi birbirimizi. Neler biriktirdiğimizi, kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.
Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa. Vakit az, paylaşmak, sarılmak için. Yaşadığımız coğrafya zor, sartları ağır. Yüreği daha fazla küstürmemek lazım. Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan. Ve koşullar bir türlü düzelmeyen. Sevgiye çok ihtiyacımız var. Ufukta kara bir kış görünüyor. Ancak birbirimize sokulursak atlatırız o günleri. Kırın o sert, o ağır kabuklarınızı. Kurtulun bu yükten. Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize. Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri. Hem hepimiz bir yıldızız. Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi.

Rabindranath Tagore & YOKOLMADILAR

Biliyorum, bu yaşam, sevgi olgunluğundan yoksun, bütün bütüne yokolmadı.
Biliyorum, gün doğarken solan çiçekler, çölde kuruyan dereler bütün bütüne yokolmadılar.
Biliyorum, ne varsa geride kalan, ağır ağır ilerleyen bu yaşamda, bütün bütüne yokolmadılar.
Biliyorum, daha gerçekleşmedi düşlerim, şarkılarım söylenmedi, ama Senin çalgının tellerinde geziniyor hepsi, bütün bütüne yokolmadılar.

Rabindranath Tagore