Sayfalar

Antoine De Saint-Exupery etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Antoine De Saint-Exupery etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Küçük Prens - Antoine De Saint-Exupery

Dördüncü gezegen bir iş adamının gezegeniydi. Bu adamın o kadar işi vardı ki, Küçük Prens gelince, başını bile kaldırmadı.
- Günaydın, dedi Küçük Prens, sigaranız sönmüş.
- Üç, iki daha beş eder. Beş, yedi daha on iki. On iki, üç daha on beş. Günaydın. On beş, yedi daha yirmi iki. Yirmi iki, altı daha yirmi sekiz. Bir daha yakmağa vaktim yok. Yirmi altı, beş daha otuz bir. Of! Beş yüz bir milyon altı yüz yirmi iki bin yedi yüz otuz bir ediyor.
- Beş yüz milyon ne?
- Hım! Daha burada mısın sen? Beş milyon... neydi?... O kadar işim var ki, ne olduğunu unuttum. Ben ciddi bir adamım, boş lafla vakit geçirmem! İki, beş daha yedi eder...

Bir  sordu mu, taş çatlasa ondan vazgeçmeyen Küçük Prens:


Antoine de Saint- Exupery;Kale, seni insanların yüreğine kuracağım

Sonsuz bir bitkinlik çöktü üzerime. Tanrı’nın benden yüz çevirmiş gibi olduğunu düşünmek daha kolay göründü. Çünkü kendimi köşe taşından yoksun buluyordum ve artık hiç bir şey yankılanmıyordu içimde. Sessizlikte konuşan ses susmuştu. En yüksek burca tırmanmıştım, düşünüyordum: “Niçin bu yıldızlar?” Ve yurtluklarımı gözlerimle ölçerek, kendi kendime soruyordum: “Niçin bu inilti?”
Kendi dilini konuşmayan, tutarsız bir kalabalıkta bir yabancı gibi şaşırıp kalmıştım. Çıkarılıp atılmış bir giysi gibiydim. Bozuk ve yalnız. Oturulamayanbir evden farksızdım. Köşe taşım yoktu işte, çünkü artık hiç birşeyim işe yaramıyordu. “Gene de aynı insanım, diyordum içimden, aynı şeyleri biliyorum, aynı anılar var aklımda,

Küçük Prens

Büyüklerin her zaman açıklamalara ihtiyacı var. Büyükler, bir şeyi, hiçbir zaman kendi başlarına anlayamazlar. Çocukların da her zaman açıklama yapmaları yorucu oluyor.
Büyük bir sır karşısında boyun eğmemek olmaz.
Büyükler rakamları sever. Onlara yeni bir arkadaştan söz ettiğinizde, en önemli şeyle ilgili soru sormazlar: "Sesi nasıldır? En çok hangi oyunları sever? Kelebek koleksiyonu var mı?" Bu tür soruları olmaz onların. Sadece: "Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası ne kadar kazanır?" gibi şeyler sorarlar. Onu ancak o zaman tanımış olduklarına inanırlar. Eğer büyüklere "Kırmızı tuğladan bir ev gördüm; pencerelerinde sardunyalar vardı, çatısında kumrular.." derseniz, bu evi kafalarında canlandırmaları

Antoine De Saint Exupery - Küçük Prens ile canlanan anlar

Asıl önemli olan gözle görülmeyendir.

Ve geceleri gökyüzüne bakarsın. Her şeyin çok küçük olduğu gezegenimin yerini gösteremem sana. Belki böylesi daha iyi. Yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. Böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin... Hepsi senin dostların olacak. Hem sana bir armağan vereceğim.
İşte, bu benim armağanım. Yalnızca bu suyu içtiğimiz zamanki gibi olacak.
Yıldızlar bütün insanların. (...) Ama her insan için aynı değiller. Yolcular için, yıldızlar yol gösterici. Ötekiler için yalnıza gökyüzündeki pırıltılar. Bilim adamları için hepsi birer problem. İş adamı için zenginlik. Ama bütün yıldızlar sessiz. Sen... Yalnızca sen yıldızlara herkesten farklı sahip olacaksın..
Yıldızlardan birinde ben yaşıyor olacağım. Ben gülüyor olacağım bir tanesinde. Ve geceleyin gökyüzüne baktığında bütün yıldızlar gülüyor gibi olacak... Yalnızca senin gülen yıldızların olacak!
Ve üzüntün hafiflediğinde (zaman bütün acıları hafifletir) beni tanımış olmak hep seni mutlu edecek, dostum olarak kalacaksın. Benimle gülmek isteyeceksin. Bunun için de arada bir pencereni açacaksın... Dostların gökyüzüne bakıp bakıp güldüğünü gördüğünde çok şaşıracaklar! Onlara 'Yıldızlar hep güldürür beni!' diyeceksin. Deli olduğunu düşünecekler. Sana nasıl bir oyun oynadığımı görüyorsun..
Sanki sana yıldızlar yerine, gülmesini bilen bir sürü küçük çan vermişim gibi olacak...
Bu gece... Biliyorsun... Gelme...
Acı çekiyormuş gibi bakacağım. Biraz da ölüyormuşum gibi... Evet, öyle. Bunu görmeye gelme. Görmeye değmez.
...
Demek geldin.
Gelmemeliydin. Acı çekeceksin. Ölmüşüm gibi olacak ama ölmeyeceğim..
Anlamalısın. Çok uzak. Bu gövdeyi oraya taşıyamam. Çok ağır.
Atılmış, eski bir deniz kabuğu gibi olacak. Bunda üzülecek bir şey yok..
Biliyor musun, çok hoş olacak. Ben de yıldızlara bakacağım. Bütün yıldızlar çıkrığı paslanmış kuyular gibi olacak. Bütün yıldızlardan içmem için tatlı sular akacak...
Harika olacak! Senin tam beş yüz milyon küçük çanın olacak, benim de beş yüz milyon su kaynağım...'
İşte burası. Bırak, yalnız gideyim.

Küçük Prens & Antoine De Saint-Exupery

Küçük Prens, başka bir gezegenden dünyaya ziyarete gelir vee....
kendi gezegeni etrafında dolanabileceği kadar küçüktür.Arkadaş olarak sadece bir gül'ü vardır.Gül ona kainattaki en güzel şey olduğunu ve eşinin benzerinin olmadığını söylemiştir.Fakat dünyada bir gül bahçesinde beş bin tane gülü görünce,kendisinin hiçbir şeye sahip olmadığını, gülünün çok sıradan bir çiçek olduğunu düşünür.Ağlar...
İşte tilki o zaman ortaya çıktı.
- "Günaydın," dedi küçük prense.
- "Günaydın," dedi küçük prens nazikçe ama kimseyi görememişti.
- "Buradayım," dedi tilki. "Elma ağacının altında."