Halil Cibran;Bir Damla Yaş ve Bir Gülümseyiş

Kalbimin derinlerinde güç tohumları ve ben, mısırları toplar, açlara veririz. Ruh,bu küçük asmayı canlandırır ve ben üzümlerini ezer,susuzlara uzatırım içsinler diye.Cennet, bu koyunu yağla doldurur ve ben onu pişirir, penceremin önüne koyarım gecenin yolcuları için.Bütün bunları yaparım, çünkü bunlarla yaşarım ben ve günler yasaktır bana, gece kalır elimde, ölümü ararım, çünkü ölüm daha uygundur bana kendi ulusundan dışlanan bir peygamberden ve kendi toprağından sürülen bir ozandan.İnsanlık fırtınalarla çalkalanır ve ben sessizlikte iç çekerim. Çünkü bilirim ki, fırtınanın öfkesi geçicidir ve Zaman’ın uçurumlarında yutulur; oysa Tanrı’nın sabrıyla dayanır bir iç çekiş.
İnsanlık, kar kadar soğuk Madde’ye sarılır, ben aşkın alevini ararım, göğsüme takılıp hayatımı tüketen. Çünkü bilirim ki, Madde insanı acıtmadan öldürür, oysa sancılarla canlandırır Aşk.. İnsanlık mezheplere ve kabilelere bölünür, ülkelere ve bölgelere ayrılır.Ben kendimi toprakta yabancı görürüm, bir toplulukta garip bulurum. Oysa bütün dünya vatanımdır benim ve bütün insanlar kabilem. Çünkü   ben bilirim ki, insan zayıflar ayrılınca ve aptallığıyla toprağı daraltır, krallıklara, prensliklere böler.İnsanlık bir araya toplanır ruhun emanetlerinin yıkılmasıyla,bedenin tapınaklarını diker.Ben tek başıma yas tutarım ve dinlerim,ve içimden gelen umudun sesini duyarım, şöyle der:
“Nasıl ki aşk, insan kalbine acıyla hayat verir, aptallık da öyle öğretir bilgeliğin yolunu. Acı ve aptallık, büyük bir sevince ve kusursuz bir bilgiye dönüşür, çünkü sonsuz Bilgelik değersiz şeylerden oluşmaz güneş altında.”
Sen benim kardeşimsin, evrensel bir kutsal ruhun çocuklarıyız biz.
Benim gibisin sen de, çünkü aynı balçıktan şekillenmiş iki bedenin tutsaklarıyız.
Sen hayat yolunda yoldaşımsın ve bulutların ardındaki gizli gerçeği anlamamda yardım edersin bana.
Sen insansın, kardeşim, ama yine de seviyorum seni.Anlat bana ne yapacağını ve  yarının seni nasıl yargılayacağını ve senin sözlerinin nasıl tanıklık edeceğini onun adaleti önünde.Benden de dinle senin yapacaklarını, kendi payına düşenlerle, benim hırsımla aldıklarımı. Eğer bunların hepsi doyuracaksa seni, sen bunların toplamısın demektir.
Ne yapacaksan benimle yap, çünkü dokunamazsın benim gençliğime, Kanımı akıt, bedenimi parçala,nasıl olsa yaralayamazsın,yıkamazsın ruhumu. Ellerimi, ayaklarımı bağla, bir zindana at beni, düşüncemi hapsedemezsin sonuçta, o zamansız ve sonsuz bir uzayda esen rüzgârlar kadar özgürdür.Sen kardeşimsin benim. Seni seviyorum.
Seni camiinde secde ettiğin, kilisende diz çöktüğün, sinagogunda dua ettiğin zaman seviyorum.Sen ve ben bir inancın oğullarıyız – Ruh’un. Ve onun birçok dalının başındakiler, onun kusursuzluğuna işaret eden bir kutsallık elinin parmakları gibidir.Seni seviyorum, çünkü senin gerçekliğinin sevgisi bütün insanların düşüncelerinden yüksektir. Şimdi körlüğümle görmediğim o gerçeğin kutsallığına dokunabilirim yine de,çünkü Ruh’a aittir o. Bu gerçeklik, benim gerçekliğimle buluşacak ve öteki dünyada ve çiçek kokularının karışması gibibirbirine bir beden olup Aşk’ın ve Güzellik’in ölümsüzlüğüyle ölümsüzlüğe kavuşacak.Seni seviyorum, çünkü senin zayıf olduğunu gördüm güçlenip kabalaşmadan önce ve donatılmış sarayların önünde beklediğini. yol ve muhtaç.
Bunun için ağladım senin arayışlarına ve gözyaşlarımın arasından yüzüne gülüp de sıkıntılarınla alay eden adaleti gördüm.
Sen benim kardeşimsin ve ben, seviyorum seni.
Sevginin en üstün görünümü adalettir.
Ve eğer ben, bütün topraklarda seni sevmekten haklı olmazsam, sevginin zarif giysisine bürünüp kötülüğü gizleyen bir düzenbazdan başka bir şey olamam.
-Karar-
Ruhum, günler üstüme çöktüğünde beni rahatlatan bir yoldaştır, hayatın kederleri artınca avutur beni.İnsanlara düşman olanların ruhu yoldaş olmaz kendisine.Ve kendi içinde arkadaş bulamayanlar umutsuzca ölürler.Ben bir söz söylemeye geldim ve söyleyeceğim. Ölüm beni alana kadar sesimi çıkaracağım ve yarınlar tekrarlayacaklar sözümü.Çünkü yarınlar, sonsuzluk kitabında gizli bir söz bırakmazlar.Ben Aşk’ın görkemini ve Güzellik’in ışığını yaşamaya geldim.Beni hayatı yaşarken gör; insanlar ayıramazlar  beni hayatımdan.Gözlerimi kapatamazlar, ben aşk şarkıları ve güzellik ve mutluluk ezgileri dinlerken. Ben güzellik kokusu ve aşkların tatlı nefesiyle dolu esintilerin okşayışında neşeyi yakalamışken, kulaklarımı tıkayamazlar.Ve eğer havayı esirgerlerse benden,ruhumla yaşayacağim; çünkü ruh, aşkın ve güzelliğin kızıdır.Ben bunların hepsi için geldim her şeyin içine. Bugün tek başıma ilan edeceğim, günlere doğan insanların önünde.Ve, dilimde ne söz söylüyorsam bugün, yarın daha da fazlasını söyleyeceğim.