Füruğ Ferruhzad;Senden Sonra Ey Yedi Yaş

ey yedi yaş
ey yola çıkmanın mucizevi an’ı
senden sonra ne varsa yok olup gitti, cehalet ve çılgınlık içinde
senden sonra kuşlarla rüzgârla aramızda
güçlü bir aydınlık ve zindelik bağı olan o pencere kırıldı kırıldı
kırıldı senden sonra o su, su, sudan başka tek kelime etmeyen
topraktan bebek suda boğuldu
senden sonra ağustosböceklerinin sesini öldürdük
ve alfabenin harflerinden yükselen zil sesine
ve silah fabrikalarından yükselen düdük seslerine bel bağladık
senden sonra oyun yerimiz olan
masaların altından masaların ardına
masaların ardından masaların üstüne vardık
ve masaların üstünde oynadık
ve yitirdik, senin rengini, ey yedi yaş
senden sonra biz ihanet ettik birbirimize
senden sonra biz bütün yadigârları
kurşunlarla ve saçılmış kan damlalarıyla sildik
sokak duvarlarının alçılanmış şakaklarından
senden sonra meydanlara yürüdük, bağırdık:
“yaşasın!”
“kahrolsun!”
ve meydanların hay huyunda, uyanıklık edip şehre gelen
şarkıcıya, üç-beş kuruş kazandırmak için, el çırptık
senden sonra birbirimizin katili olan bizler
aşkı yargıladık ve öyle ki kalplerimiz
ceplerimizde endişeliyken aşkın payını sorguladık
senden sonra biz, mezarlıklara yüz sürdük
ve ölüm, büyükannenin çarşafının altında nefes alıp veriyordu
ve ölüm, öyle güçlü bir ağaçtı ki
başlangıcın bu tarafındaki diriler
kederli dallarına adak çaputu bağlıyorlardı onun
ve sonun öbür tarafındaki ölüler fosforlu köklerini kemiriyorlardı onun
ve ölüm o türbede oturmuştu ki
dört yanında ansızın dört mavi lale beliriverdi
rüzgâr sesi geliyor
rüzgâr sesi geliyor ey yedi yaş
kalktım ve su içtim ve ansızın hatırladım körpe ekinlerin
çekirgelerin hücumundan nasıl korktuklarını
daha ne kadar ödenmeli
ne kadar ödenmeli daha
bu beton küpün tamamlanması için?
biz yitirmiş olmamız gereken ne varsa yitirmişiz
ışıksız, yola düşmüşüz biz
ve ay, ay, o şefkatli kadın, oradaydı hep
ve çekirgelerin hücumundan korkan körpe ekinlerin üzerinde
kâgir bir damın ardında kalan çocukluk hatıralarında
ne kadar ödenmeli daha?