Gülten Akın; Sevgili Dünya

dünyada fransa diye bir ülke yokmuş da
fransızmışım gibi dolaşıyorum

parasızım ve kahverengiyim, elma çalıyorum
tutuyorlar elmayı ve beni "pis marok"
belim kırık, sol elim kapalı, bacaklarım felç
sarışın kuşu olaydım annemin
uçamam, böyle kalamam, ölürüm
üzülme arianne, sevgili arianne
bedenim onbir aylık, ölü bir kuşun bedeni
üç yaşında dişlerim beyaz ve kesici, üç yaşında
babam mülteci, anneminse
ne adı ne soyadı, ondan daha daha mülteci
rahminde unutulunca anlamıştım bunu
plastiktenmişim gibi davrandılar bana
ve anneme liken, kara-fatma
niye ilgilensinler benimle, solan bedenimle
niye ilgilendirsin onları doyup kalktıkları sofra
uzak asya, latin amerika, önasya, afrika
elma, o çaldığım elma gardia civil'in birinde
çürümüş pörsümüş, ne bana ne başkasına
suç aletiymiş, kimseye vermiyor
kuvaförle, suyla, sabunla bezeli dünya
parasızım ve vietnam yapışkan saçlarımla
kullanıp atıyorlar aldırmıyorlar ama
radyasyon, eds, delik ozon, asit ve esrarın avcunda
ölebilirim, sarışın kuşu olsaydım annemin
açık kalırdı ölmeye özlemden ağzım
gardia civil'de yüzlerce çalınmış elma
belki siyahım, ya da soluk hintli, belki türkiyeli
dünya, bir o bizim doyamadığımız
onların doyup kalktığı dünya
radyasyon, eds, delik ozon, asit, esrar ve çürümüşlüğün avcunda
ermişim abdalım değil, kör değilim yalnızca
can gözüm görüyor, geç, çok geç, hasta dünya
aldırırlar bir gün nasıl olsa
bir gün annelerinin tüm sarışın çocuklarına
aldırırlar bir gün nasıl olsa
ama aldırdıklarında
radyasyon, eds, civil gardia, delik ozon, çürük elma
dünya basıp gitmiş olacak.