Çocuklarımız - Yelda Karataş

- Bu bir şiir değil,
Evet çocuklara kıyıyoruz…

Adlarına bayramlar seyranlar yaptığımız,
Bir gonca gül adına şiirler türküler yaktığımız çocuklara.
Boyları büyümeden büyük hırsların ortasında,
Bir mangal gibi yakıyoruz yarınlarını.
Üzgünüm sesleri arasında.
Krematoryumda önce onların külleri yükseldi daha dün gibi,
Bosna’da, Irak’ta, Filistin’de ve benim acısı bıçak gibi keskin ülkemde,
Yani her coğrafyasında bu rezil yuvarlağın,
Yarınlarını yakıyoruz o çocukların, bizim çocuklarımızın…
Bütün gülleri yığsak şimdi mezarlarına,
Hangi özrün karşılığı olabilir.
Bütün şiirleri yazsam onlara,
Hangi kelimem utancıma karşılık verir.
Hangi kalple çıkabilirim o tanrı’nın karşısına,
Ve ne diyebilirim insan olarak doğaya…
Kusura bakma ey karanfil kardeşim,
Bir bahaneyle öldürdü masum çocukları benim insan kardeşlerim.
Top tüfek ve teknolojinin en yüz karası aletleriyle dağladı,
Onların daha doğmamış sevinçlerini,
Bizi bağışla mı diyeyim,
Bir taş bile dayanmazken halimize?
O koca taş yüreği kim koydu içimize ey Tanrım
mı diyeyim…
Söz bile utanır dilimden çıkmaya!
O masum kirpiklerin yaşını silmek için her uzandığımda,
Koyacak yer bulamıyorum elimi hiçbir vicdanda,
Hiçbir şeyin çocuk yüreği kadar büyük olmadığını hatırlamıyor kimse.
Şeker yemeye değil vakitleri,
Şekeri görmeden ölen,
O çocuk yüzlerin kederi,
Hangi aynaya baksam beni izliyor…