Munzur,Kutsal Su ve İnsan - Erkan Bulut

İnsan ve suyun birbirlerine benzeyen en önemli özelliği nedir; diye merak ederdim. Sonra Munzur Nehrinin karşısında durup uzun uzun suyun akışını seyrettim. Huzur dolu, sessiz bir ortamda suyun sesine kulak verdim. Su bir gözeden doğup geçtiği bütün güzelliklerin sevinçlerine ve hüzünlerine şahit olduktan sonra kilometreler sonra belki de ait olduğu yere, denizlere ve okyanuslara karışarak akışını bitiriyor. Ve insan; doğar sonra zamanın akışıyla yol almaya başlar. Büyüdükçe görmesi gereken bütün güzellikleri, sevinçleri ve hüzünleri yaşar. Sonra nehrin kaynağına karıştığı gibi insan da en sonunda kaynağına yani toprağa karışır. Belki de suyun bize bu kadar yakın oluşudur bizi kendisine bağlayan.
Dersim bölgesinde insanların kendilerine ziyaret ( jiyare ) olarak seçtikleri inanç merkezlerinin hemen hemen hepsinde su vardır. Kutsal saydıkları ziyaretlerin de niyazlarını dağıtır, mumlarını yakar ve dua ederler. Ayrıca Dersim’de Xızır ayında üç gün su içmeyip üçüncü günün akşamı rüyalarında suyu kimin elinden veya nerede içtiklerini görmeleri, buna bağlı olarak suyun geleceğin göstericisiymiş gibi kabul edilmesi de su inancına farklı bir boyut kazandırıyor.
Munzur Baba Gözeleri (Çımê Muzır Babay), Buyer dağı ve Gölü (Ko u Gola Buyere), Büyük Çeşme (Hêniyo Pil), Bağır dağı ve gölü, (Ko u Gola Bağıre), Yoğurgöl (Yoğırgole), Khalo Sıpê (Beyaz İhtiyar), Hêniyê Khalê Sıpi (Beyaz İhtiyar Çeşmesi) Dersim’de kutsal sayılan mekânlardır. Bütün bu kutsal mekânların hepsinde bir su kaynağı yer almaktadır. Bu inanç merkezlerinin hepsinin insanlar tarafından kutsal sayılan hikâyeleri ve efsaneleri vardır.
Bunun yanında Hindistan’da bulunan ve halk tarafından kutsal sayılan Ganj nehri de Dünyanın önemli ve en kutsal nehirlerinden biridir. ”Ganj nehrinin suyundan bir yudum bile içmeden ölmek tamamlanmamış bir hayattır.” tanımı da bu kutsallığı en iyi anlatan cümlelerden biridir. Ayrıca Hristiyanların yeni doğmuş çocukları suyla vaftiz etmeleri, Sümerlerin suyu yaratılışın kaynağı olarak görmeleri de suyun kutsallığının hemen hemen bütün uygarlıklarda ve her çağda aynı olduğunu gösteriyor.
Belki de hayatımızı bir suyla bütünleştirmemizdir; bizi suya bu kadar yakın hissettiren. Bunun içindir ki suya biçtiğimiz değer her canlıya biçtiğimiz değerle aynıdır. Bir varoluştur su ve var oldukça kaynağına ulaşmayı bekler. Gökten toprağa düşen bir damladır önce ve bir damla bir anda bir nehre dönüşür. Bir yol çizer kendine ve rotasında kaynağına ulaşmak vardır. Yol bazen uzar, uzadıkça yeni hayatlar, görülmesi gereken yaşamlar keşfeder.
Suyun bizler için ne kadar önemli olduğu ve aslında suyun bir yaşam olduğunu anlatmak için yazıyorum. Her canlı yaşamını devam ettirebilmek için suya muhtaçtır. Su olmadan toprak fidana yaşam veremez. Su olmadan bulutlar bu kadar güzel gökyüzünde ahenkle dolaşamaz. Yaşamımızın hiç konuşmadan sadece bizi dinleyen tek sırdaşıdır. Küçük bir çiğ tanesidir ağaç dallarının küçük yaprakları üzerinde sessizce havaya karışacağı anı bekleyen.
Fakat suyun kendi özüne ulaşmasını engellemek için kirli elleriyle bentler kurup ve suyun en doğal hakkı olan kendi özüne dönmesi engellenmeye çalışılıyor. Tek amacı yatağında huzur içinde akıp özüne ulaşmak olan suya betonlarla önü tutulmuş duvarlar reva görülüyor. Hiçbir getirisi olmayan projelerle suyun tek arzusu yok ediliyor. Munzur vadisi, Pülümür vadisi, Fırtına vadisi ve adını sayamadığımız onlarca nehrin bu bentlerle önü tutulup kendi özüne kavuşması engelleniyor. Rızası alınmadan tutsak ediliyor ve akışı durduruluyor.
Yukarıda da bahsettiğim gibi her insan nasıl kendi gerçeğinin peşinde yol alıyor ve ona ulaşmak için bütün engebeli yolları kat ediyorsa, su da kendi gerçeğinin peşinde kendi özüne ulaşmak, kendi yolunu belirlemek için akıyor ve kaynağına ulaşacağı günü bekliyor.
Şimdi suya olan vefa borcumuzu ödeme sırası bizde. Bu yüzden, akışı durdurulan bütün nehirlerin bentlerini yıkmak için alanlarda olmalıyız. Suyun çalınmaya çalışılan gerçeğini korumak ve akışının sonlandırılmasını sağlamak için büyük ve örgütlü bir güçle çalışmalı ve mücadele etmeliyiz. İnsanlığa armağan edilen bu dostluğu ilelebet korumak ve kollamak için çocuklarımıza, kardeşlerimize bırakacağımız gerçek bir sırdaş için suyun kendi özgürlüğüne kavuşmasını sağlamalıyız.
Suyun söylemek istediklerini dinlemek isteyen herkes bir suyun kenarında oturup onun sesine kulak vermeli. O zaman burada yazdıklarım daha iyi anlaşılacaktır. Belki Sarf ettiğim bunca sözcüğün suda sadece bir kelimelik cevabı vardır. Suyun sessiz akışında duyacağınız bu cümleleri birde ondan duyun.
Yazılması gerekenlerin sadece bir kaçıydı yazdıklarım. Su gibi akıp giden ömrümüzün bir özü de sudur. Vazgeçilmez bir parçasıdır yaşamımızın. Su yok olursa insan ve doğadaki bütün canlılar da yok olur. Bir suyun akışını durdurmadan önce bunları da hesaba katın.