Yıldırım Türker / saçakaltında buluşan beceriksiz haydutlar, nasıl benzerdik birbirimize..

saçakaltında buluştuk
yakalarımızı kaldırdık
üstümüzde bir gravür asılıydı
bakmadık
bunu ortak suçumuz gibi yaşadık
yollar... yoldan geçenler...
evler... evlerde geçenler...
hepsini sırtlandık
yakalarımızı kaldırdık
bütün çatlakları ilk biz gördük
depremler, yıldırımlar, seller bizden sorulurdu
yakalarımızı kaldırırdık
gizlice seviştik
sevişirken duyarlar kaygısıyla hep sessiz ve hızlıydık
bu yüzden birbirimizi yumuşak başlı belledik
oysa sonraları...fırtınalarda, acımasızca geçirdik dişlerimizi birbirimize
köprüaltlarında sevişirken "beni öldür" diye çığlıklar attık
yine de ilk sevişmelerimiz ürkekçeydi
ilk yanılsamalarımızın izini sürdük durduk.
yakalarımızı kaldırdık
ben sana sığındım
sen ötekine
hepimiz birer ıssız sığınaktık
hepimiz sevgiliydik o saçakaltında
ne zaman biri öldürülse bizi bulurlardı
ne zaman biri sevilse birbirimize bakardık
yakalarımızı kaldırırdık usulca
hepimizin takma adı... adresi vardı
birbirimizi iyice tanımak istemezdik
biri hakkında herşeyi iyice bellediğimizde
sanki onu usulca dünyaya iterdik
büyülüydük...elimiz kolumuz bağlıydı
bir insanın... bir kedinin... bir hayatın...
bir sokağın
sonu gibiydik.
her sonu sırtlandık o saçakaltında
yangınlardan... baskılardan... kırımlardan geçtik
azaldık... inceldik
bir avuç mermi çekirdeği gibi alımlı ve çıplaktık
gidenleri... dünyaya kaptırdıklarımızı
şehitleri
unutuverdik
bazı geceler saçakaltında
hayatımızın kapıları şiddetle zorlanırken
yakalarımızı kaldırmış titrerken
birimizin ağzından apansız bir iniltiyle çıkardı
onlardan birinin adı
kof bir mermi kovanı gibi yere düşerdi
o sesle ürpererek hatırlardık
sarayları dağıtır... babaları yakar...
yollara barikatlar kurardık
bazen boz bir sesle okşardık hayatı
incittiğimiz yaraladığımız yerlerini şehvetimizle sarmaya çalışırdık
kanayan dizini tükürüğüyle ondurmaya çalışan çocuklar gibiydik
bereliydik
hiçbir acımızı unutmadık
acılarımıza tuhaf bir sadakatle bağlıydık.
o saçakaltında buluşan beceriksiz haydutlar,
nasıl benzerdik birbirimize..
ben sana bakıp dilimi düzeltirdim
sen bana bakıp yüreğini toparlardın


Yıldırım Türker