Bu Ülke ‘Ateş’ler İçinde Bir Halkındır - Evren Barış Yavuz

Uludere’da savaşın uçaklarıyla dökülen ateş, Van’da donmamak için yakılan berbat ısıtıcılardan sıçrayan ateş, 19 Aralık’ta benzinli battaniyelerle uzatılan ateş, Gazi Mahallesi’nde namlunun ucundan kusan ateş, Esenyurt’ta el kadarlık uykuda yakalayan ateş…
Ateşler içinde bir halk. Bir sınıf ateşler içinde yürüyor bir menzile. Kölece bir hayatın yaylım ateşi altında, sürüyor en güzellerini kanlı kıyımların rüzgârına.
Sivas’ta ateşle taranan saçların hükmü, sızının ve kederin büyük ilmi. Ateşle sınanmış, ateşle yoğrulmuş gençliklerin damıtılmış öfkesi.
Sivas’ın orta yerinde mükemmel bir ateşle örterler bizimkilerin üstünü. Bizimkiler ateş altında, ateş teninde dahi en güzellerdir.
Ateşler için bir halk. Mahkeme önlerinden oyalanan, acısıyla alay edilen, zindanla ürkütülen, sürgünle terbiye edilen bir halkız. Bir büyük hatırayız şimdi.
Mahkemeler bizi yargılar, kapılar üzerimize kapanır, namlular ateş kusar, mayınlar çocuklarımızın ellerinde patlar, kardeşlerimiz işkenceden geçer gider bir serin rüzgâr gibi…
Bir ateş kavmiyiz artık, ateşten bir soluğumuz var…


“bir düşün kaç kişiyiz bildirilerde
şimdilik kaç paralığız hele akşam olunca
bunca sütsüzün kahrını çektik düşün ki
gene de soluğumuz
bir orman yangını sanılır oralarda buralarda”*


Ateşin anlamını çözdük, bize giydirilen ateşten giysiyi anladık. Anladık, bu cümle şarlatanlık bizlerin öfkesi yorulsun diyedir, canı yorulsun diyedir, bileklerimizden zincirlendiğimizi fark etmeyelim diyedir… Anladık.
Sivas’ta ateşi yakanlar ile alkış tutanların, yaktıranlar ile mahkeme kapılarında bizimle dalga geçenlerin aynı şarkının kafiyeleri olduğunu, elbette bildik.
Anladık. Bildik. Ateşle sınandık…
Ateşler içindeyiz ve zamanın bize rağmen akabileceğini sanıyor ahmaklar! Kalbin zamanını unutuyorlar, öfkenin zamanını, bilincin zamanını es geçiyorlar… Zaman sizin olsun ve aşsın! Zaman aşımları sizin olsun, ateş bizim. Yakıldığımız ateşi bağrımıza bastığımız bilinsin!
Biz ateşi alnımıza aldık. Bilinsin.
Şimdi bir yanıt vereceğiz. Bir yanıt vereceğiz. Göz yaşından kadınlar hatırına bir yanıt, üzgün akşamlar hatırına bir yanıt vereceğiz.
“Burası bizim değilbizi öldürmek isteyenlerin ülkesi” demişti Tezer. Yanıldı!
Bu ülke bizim, özgürlük için ölenlerin, dövüşenlerin, bir lokma ile bin yıl sabredenlerin… Ateşle sınanların ülkesi… Biz bu ülkeyi bir ateşle devraldık.
Bu ülke bizim, ölüm ve ülke’nin korkunç diyalektiğinde…
Bu ülke ateşler içinde bir halkındır.
Halkın nabzı çok hızlı atıyor.
Çok hızla atıyor, ateşin nabzı…
Bu ülke bizim ateşler içinde hak ettiğimiz için!

 *Turgut Uyar, Umuttur