Nar'ın babası Haydar Ergülen'den;Mavi Yazı

Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar/ keşke yalnız bunun için sevseydim seni.. diyen Cemal Süreya'yı aşkla analım ve ondan mülhem şunu diyelim:
'Kelimeler toplanmışlar gülüyorlar/ işte bunun için seviyorum seni.' Bir de çünkü diyelim, aşk için toplanır kelimeler ve yine aşk yüzünden dağılırlar. Elbette kara yazılardan kaçmak üzere ve bir mavi yazı olan aşka kavuşmak üzere. Aşkın mavi yazısına bakıp da derin bir nefes alacağınızı sanıyorsanız yanılırsınız, aşkın yarısı açıksa, yarısı da kapalıdır, ve keder denilen, bilirsiniz yabancımız değildir, o üzgün yakınımız da Cemal Süreya'nın 'keşke'sinde saklıdır, orada yoksa yazının açık yerine bakın, boşluğun ağırladığı bir mavi ile kaplanacaktır: "Sizi masallardan beni yağmurdan yapmışlar!"
Aşk karanlıktır, mavi de karanlıktır, öyleyse aşkın mavi olduğuna cümlemiz de tanıktır. Harfler değişir, kelimeler değişir, ama ne tuhaf cümle değişmez. Yazının ve şiirin cümlesi aşktır. Hem bu karanlıkta insanın yolunu aşktan başka hangi mavi aydınlatır ve aşktan başka hangi mavi insanın yolunu karanlığa uzatır? Deniz fenerine bak, aydınlattığından çok karanlıkta bırakıyor suları. Şiirin yazısına bak, hayatın yazısına bak, her yerde bir deniz feneri, yolunu şaşırmışları, pusulasını yitirmişleri o mavi karanlığa çekmek için: "Sence sağ çıkar mıyız bu tuhaf aşktan?"

'Mavi Kız İlkokulu' uzak. Suluboya resimlerde unutulmuş bir çocuk gibi. Üstündeki güneşin, komşusu olan dağların, sevgilisi olan denizlerin ve korkusu olan gecelerin ortasında, 'Benden nereye gittin' diyor. Sormuyor, merak ediyor yalnızca. Çocukluğu merak eder ya insanı. Fotoğraftaki bahçede bir salıncak görürsünüz boş. Bakarsınız kimse yok. Kim inmişse çocukluğundan, kim inmişse maviden, o gitmiştir kendinden. Mavi ders: kendinden geçenler için. Gerisi boş ders "Yağmurun sokağında çocuk oluyoruz/ Dünyanın küçük ve güzel huylarını kapıyoruz!"Dersimiz boş geçmedi, maviyi çalıştık, uzak maviyi, yakın maviyi. Göğün, denizin, şiirin, gecenin ve gündüzün kelimelerinin huyları, huysuzluklarıyla, yani 'kelimeler toplanmışlar çalışıyorlar/ hiçbirinin geçemeyeceği o mavi dersi' sürdürmek için. Mavi şiir, mavi işçi. Emeğin de yüreğin de birlikte gittikleri bir mavi ders. Yorulsan da, arada bir okuldan kaçsan da, tekrarlasan da gidecek başka bir okul, okunacak başka bir yazı, çalışacak başka bir ders yoktur maviden başka. Hem hangi renk olsa, hangi iklim, hangi mevsim, hangi söz, hepsi mavi diye söylenecektir sonunda, kırdığımız kır şiirine bak, kaçtığımız bozkıra bak, eski Didim bahçesindeki sessizliğe bak, hepsi şimdiden bir mavi anının sayfalarında:
"Sanki yeşil bir buluttunuz, sadece yazları öpüşür, ağaç emzirir, ağzınızı güllere banardınız, suyun ruhu sevinir, yalnızlığınız üşürdü, kuytunuzda yaralı bir güz otururdu, gülün aklı bahçede, kalbiniz bende kalırdı."
Mavi ocak, mavi çarşamba, 'keşke ben de mavi olaydım yazı yerine', mavi bir tarih, aşkla doğan, aşktan doğan, o yüzden mavi, o yüzden açık, o yüzden yazıdan başka kimsenin bilmediği, duymadığı fısıltılar içinde geçmişi ve geleceği mırıldanıyor.
İçim dışım mavi, daha kaç yıl, daha kaç yazı, daha kaç şiir. Bugün mavidir, mavi iyidir, aşkın yazılı tarihidir, mavi bir kır şiiridir...

(Paragraf sonlarındaki dizeler için Engin Turgut'a ve onun 'Mucize Tozları'na teşekkürler.)