Solsuzluk Susuzluktur – Haydar Ergülen

Solsuzluk, susuzluk gibi bir şey, hiçbir zaman kana kana içtiğimizi, kendimizden geçtiğimizi hatırlamıyorum ama, olsun, bir damlası bile yeterdi. Derler ya, bizden geçti, ben çocuklar için üzülüyorum! Hak’katen çocuklar için üzülüyorum. Solun s’sinin olmadığı bir ülke, çocuklar için ne kadar güzel olabilir ki? Paylaşmanın, kardeşliğin olmadığı, kimsenin özgürlük için uğraş vermediği bir hayat, ‘eskiden sağ-sol varmış!’ masallarıyla büyütülen çocuklar, renksiz, tatsız bir gelecek kısacası.
Sol hiçbir zaman olmadı bu ülkede demeyin, oldu, üniversitelerden fabrikalara işyerlerinden meydanlara bir öfke, bir coşku, bir inat olarak, iktidar olmasa bile, yaşayan, direnen bir muhalefet olarak hayatımızı doldurdu, gönlümüzü doldurdu, içimizi ısıttı! Şimdi çok zaman oldu, öyle kötü oldu ki âlem, kendimizi kimsenin geçmediği, eski çocukların, kızların, delikanlıların yürekleri yumruklarında, türkülerini, marşlarını hep bir ağızdan söylediği günlerin bir hayal olduğu, biz bu rüyayı görmedik mi biz bu rüyayı gördük, ‘öksüz çocuk sokağı’ gibi hissetmemiz bu yüzden. Sol yok, bu gidişle olacağa da benzemiyor. Sol olmazsa bu vahşi dünyaya canavarların önüne atılmış gibi olacak yeni doğan çocuklar. Sisteme, güce, paraya, rekabete, yani insani olmayan her şeye yem olacaklar, aç kalmasalar bile susuz kalacaklar! Sol galiba böyle bir şey, su gibi bir şey, giderek kıt kaynaklardan biri olan, azalan, sahtesi bol, hakikisi az bir şey. Şimdilerde kimsenin ihtiyacı yokmuş gibi görünüyor, bir gün gerekli olduğunda ise bulunmayacakmış gibi.
Çocukları susuz bırakamayız, çocukların suya ihtiyacı var, çiçekler gibi, kediler, kuşlar gibi, cümle mahlûkat, nebatat ve hayvanat gibi. Çocukluk bilgisi, tabiat bilgisi, su bilgisi, hayat bilgisi, sol bilgisi. ÖDP projesi, çölde bir serap gibi olmuştu, suya doğru koşmuştuk, ama şimdi galiba avucumuzda kumdan başka bir şey yok! Kum saati, güneş saati, şimdi bir su saati gerekiyor. Solun su gibi hayati olduğunu anlatmak, yaşatmak gerekiyor. Kaynağından, doya doya değilse bile biraz su içtik, suyun tadını, lezzetini bildik, susuz kalan çocukların, susuz kalan gönüllerin, zihinlerin sert, kuru ve kavurucu bir iklimde neler yapabileceklerini de yaşadık! O yüzden sol, sadece bize lazım değil, her eve lazım, her çocuğa lazım, hem bugüne hem yarına lazım. Boynu bükülmesin diye çocukluğun, çöl gibi yaşanmasın diye hayat, kavruk kalmasın diye gelecek, su lazım, sol lazım!
Solsuzluk çekiyoruz, susuzluk çeker gibi. Hayat kurumasın diye, çocuklar kurumasın diye, şiirdir, aşktır, özgürlüktür, mavidir, kırmızıdır, saydamdır, akıcıdır, sudur, soldur. çocuklar için. Su istiyoruz. Sol istiyoruz.
(Bu minvalden olmak üzre, haftaya kadar Murat Uyurkulak’ın ‘Tol’ adlı su bilgisi kitabını, ki Yıldırım Türker pazar günü her zamanki ‘yakışıklı’ yazılarından birini yazdı ‘Tol’ için, Osman Akınhay’ın ‘Gün Ağarmasa’ adlı hayat bilgisi kitabını ve Didem Madak’ın ‘Ah’lar Ağacı’ adlı çocukluk bilgisi kitabını okuyun. Ben üçünü de okudum, haftaya yazacağım. Üçü de susuzluğa iyi geliyor.)
 Radikal-06/11/2002