Ece Temelkuran - İÇ Kitabı

“Müjdeliyorum:Yeni çağın yeni kıtası, “iç”tir.
Kıpırtısız seyahatlerin vakti gelmiştir. Pek yakında insan,
kendi “iç”ine gidecektir.”
Biz “küçük acılarımızdan büyük şarkılar” yaparız. Hafta içi ciddi, esaslı ve papyonlu velhasıl “dış” meselelerle ilgili; hafta sonu sportif ve duygusal velhasıl “iç”e doğru eşantiyon bir seyahatteyiz.
Biz hep aynı hareketleri yaptığımız için vücudumuzun salgıladığı endorfin neticesinde birbirine benzer yüzlerimiz. Yüzlerimizin aynılaşmasından mütevellit ve birbirimize karışmamak için, durmadan başka türlü, daha başka türlü giyinip kendimizi diğerlerinden ayırt edebilmekteyiz. Biz, her bir anı kapsayan “kendi kendini gösterme oyunu içinde”, nereden çekileceği belli olmadığı için binlerce fotoğraf olasılığına poz vermekteyiz.
Biz önünde ceket iliklediğimiz adamlar en adisinden tutuklu olunca artık ceketimizi ilikleyecek miyiz, iliklemeyecek miyiz diye uykularımızı kaçırmaktayız. Büyük bir ahlak bunalımı içinde, korkup, sinip esasında bir üst hayat mahkemesi nezdinde biz de adinin adisinden bir hükümlüyüz. Hâlâ ceketin iliğini bulmaya çalışır parmaklarımızdaki gözlerimiz.
Biz, ağzımızdan çıkacaklardan korktuğumuz için lügat parçalayıp, bir halt demeden cümleyi bitirenleriz. Söylenecek cümleler çok ortada aslında. Biz iyi bir fiyat karşılığında o sözlerin etrafına örülmüş çitlerin dışında kimi zaman çalışkan bir öğrenci neşesiyle, kimi zaman bayık bir hüzünle koşmayı kabul edenleriz.
Biz böyleyiz işte. Biz, yarı ölü canlıları sürükleyerek içimizde, canhıraş bir gösterinin kulisinde, sahneye çıkmak için birbirini boğazlayan kabuklarız. Bu yüzden işte, sahnedeki müthiş gösteriyi izlerken siz, alkışladığınız her “kıymetli şahsiyet”, mutlaka boğazlamış olmalı yine bizden birini. Alkışladıklarınız, ya kazara, ya taammüden, ama mutlaka birinin katili. Ve biz böyleysek eğer ve “ben” denen hacim, sırf hacim olarak bile dahilse bu “biz”e, işte yine söylemeden edemiyor insan: “je est un autre!” -ben, bir başkasıdır!
Bir başkasıysam eğer, kanıtlamak için bunu, aklamak için kendimi huzurlarınızda sahneden inip, kendi ”biz”ime dönüyorum..
“kendimden bir melek kopartıp,
fırlattıysam bile “sözlü” aleme, yine de hiçbir şey onu bir karıncaya çeviremeyecektir.
işte bu yüzden, atıp çözdüğüm düğümleri,
bu iç yolculuk hikayesini -elbette hala taşıyorsa meleksi kıpırdanışları-
bu sözleri, sadece melekler sevecektir