Xemelayis; Sevgililer Günü - Haydar Karataş

Israrla sorup durdum:
„anne neden su içilmezdi?“
açıklamakta zorlandı, yaşlı hafızasında soruma cevaplar arıyormuş gibi bir süre sustu,
„Nenen Zelxe: Hızır’ın son günü Xemelayis ayı başlar’ derdi.
Şaşırdım,
„daye daye, (anne anne) Xemelayis nedir?“
O uzun „teyy“lerinden birini çekti,
„Teyy, qemalayis tarla kuşlarının bir araya gelip, böyle kanatlarını yan yan açıp dans ettikleri aydır“
Sevgililer günüyle bunun ne ilgisi var, dediğinizi duyar gibiyim...
Dersim’de Hızır (Xızır) ayının ikinci büyük bayramı, sevgililer bayramıdır. „Hızır Yaşlı Nenemdi“ hikayesinde, ölenlere karşı büyük vefa gününün eski Mısır pagan kültüründe bu ay anıldıklarını söylemiştim. Kerbala anadolu aleviliğine bir yas kültürü getirdiyse de, Dersim ve İçanadolu alevilerinin neredeyse tamamında semavi dinler öncesi inanç varlığını hep sürdürdü.
İşte bu bayramların en büyüğü artık neredeyse hiç kullanılmayan, Dersimlilerin yer yer „Asma Xemelayis“ dedikleri ayda, yani Hızır bayramının son günü kutlananıdır. Tükçeye tam olarak nasıl çevirmek gerektiğini söylemem gerekirse: beğenilme ayı, denebilir ancak ironik olarak ele alınırsa, halk arasında genç kızın serpilip gelişmesi, kendine güvenle yürümesine de denir.
Miteolojiyi yorumlayanlar bilir, Siz Gağand ayını yeni yıl kabul ederseniz, Asma Xemelayis’i iki buçukuncu ay olur. Bu aslında başlanan yılın artık şekil bulduğu manasına gelir. Yeni yıl artık baş vermiştir. İyi de bunu eski insanlar nasıl anlıyordu derseniz, mitolojik mantıkta bunun da bir okunması vardır. Mitlerde kuşlar habercidir, ulaktır. İşte, Hızır bitipte, eski hesaba göre Şubat vurduğunda, kuşlar kar kış demeden, içine girdikleri sessizlikleri bozarlar, tarla kuşları ve kırlangıçlar karların ortasında, bir arı kovanı gibi birbirlerine girip, ortalığı birbirine verirler. Bu kargaşaya, Dersimliler, „milcik rekais kene“ (kuşlar dans etmeye başladı) derler. Ulakçı kuşların, sevişme mevsimini açtıklarına haberdir bu.
Ve rivayet odur ki, antik Yunan’da, tanrıların tanrısı Zeus kadın ve evliliğin tanrısı Hera ile bu ay evlenir. İnanmazsınız, eski Yunan’da bu ayın ismi Asma Xemelayi’inin neredeyse aynısıdır: „Gamelyon“dur. Gamelyon ayı Ocak ayı ile Şubat ayı ortası döneme denir ve Zeus ile Hera’nın kuşların çifteşme mevsimini başlattıkları bu ay düğün yaptıkları söylenir.
Siz bakmayın, batı dünyasının bu bayramı ‚Sevgililer Günü’ olara kutlanmasına. Valantin felan filan denir, ama Latince’de ve batıdaki anlamı itibariyle „Valantin“nin „sevgi, aşk, beğeni“ anlamına gelindiğine bakılırsa, Antikçağ’daki miteolojik vurguyla ne kadar anlamdaş oldukları anlaşılır. Gerçekte, batı kilisesi, bugün adına sevgililer günü dedikleri bu ayla başları hep dertte olmuştur. Roma Kilisesi, 469’da gençlerin kutladığı bu bayramı gayri-Hıristiyan’i görüp yasaklamıştır. 1800’lere kadar da yasak kaldı. Kanımca mitelojideki anlamı anlaşılmadan, batı medeniyetinde, -tüketim objesi olgusunu dışarıda tutarsak- adına „Sevgililer Günü“ denen bu bayramın birşeye benzediği de yok.
Aslında sizlere, çocukluğuma dair, sevgililer gününe ait üç küşük öykü anlatmayı isterdim. Biri Mehmet ağabeyime ait olan bu sevgililer günü hikayesi, ötekisi ablama ve bir diğeri babamın büyük dostu Xıde Ali Kadir’in kızı Gule’ye aitti.
Ne acı ki, zaman tüketim çağı ve hızlı. Uzun yazı sevmeyiz, bilgiyi edinmede sabırsız. Hani çokta üzülürüm, geçmiş tarihsel aktarımları yarım kalmış halklar, topluluklar ne yazık ki, miteolojiyi, masal geleneğini atlayıp topluluklarını tarihsel süreçlerini tamamlamış toplumların modern kavralarıyla açıklıyorlar. Kendinizi bugünün kavramlarıyla açıklamak yerine, geçmişin mitleri, epopeleriyle tanımlayın diyenlerden yanayım. Ne Dersim ve ne de alevilik henüz tarihsel aktarım sürecini tamamlayamamıştır. Hal böyle olunca, bugünün kavramlarıyla söylenen herşey kaosa yol açmakta, geçmişle açıklanan her şey bu topluluklara dair daha bir aydınlık geliyor insana...
Hızır’ın son günü, genç kızlar ve erkekler su içmez ruyalarında kimin elinden su içerlerse, ya da nerede su içerlerse orada evlenildiğine inanılırdı.
Anneme ısrarla, anna neden su içilmezdi?“ diye sorup durdum. En sonunda şöyle dedi,
„Birka to vatene, na asma Xemelayisa“
Xemelayis’i çıka daye daye? (Xemelayis nedir anne?)
„Tey, ma Xemelayis, emıno, milcik na gelma gelma ene tewere, perano xo kene ya... rekayis kene.“ (Xemelayis, tarla kuşları gruplar halinde bir araya gelip kanatlarını açarak dans ederler).
İşte Hızır artık kanat açıp uçmuştur, yeni yıl kanatlanmıştır... ama Hızır uçar uçmasına da, kış denen zulüm geçer mi sanırısınız. Houtomal kapıdadır. Yedi tane hamal çıkıp gelecek ve zorlanan Mart ayını sırtlarına alıp Nisan’a çıkaracaklardır. Kuşlar yuva kursun, sevgililer düğün dernek etsin diye....
Yani biz modern kentle tanışmadan evel, aynı bu vakitler bu gün, "Sevgililer Günü" olarak kutlardık, hemde ne kutlama?